Osmanlı’da Neler Okundu, ‘Kütüphane Kurumu’ Nasıl Algılandı, Kurumlaşan ‘Gelenek’ Yoksa ‘Kütüphane Kültürü’ Müydü?

Özer SOYSAL

Öz


İslam Ortaçağı boyunca, kitapları özel mekânlarda okumak yerine yüksek sesle yapılan okumaları dinleyerek öğrenmek daha gözde bir yöntemdi. İslami inanış yalnızca sözle nakletmenin geçerliğini kabul ettiğinden, bir bakıma ‘bellek’ kütüphane işlevini üstlenmiştir. Bilgi’yi bellek yanı sıra bellek-dışı bir ortamda da ‘saklayarak-koruma’ edimi zamanla yaygınlaştı. Osmanlı’da neler okunduğu sorusuna karşılık ararken kullanılabilecek kaynakların başında, ölen kişinin geride bıraktığı tereke’yi saptayan ‘muhallefat listeleri’ gelir. Bunları, ‘vakfiyeler’ izlemektedir. Anılan kaynakların incelenmesinden, Kur’an başta olmak üzere, Muhammediyye, Enâm-i şerif, Birgivî Risalesi gibi dinsel içerikli kitapların ağırlık kazandığı ortaya çıkmakta. XIX. Yüzyıl’ın ikinci yarısından başlayarak ‘kütüphane kurumu’na bakışımız hem ‘düşünsel’ hem ‘uygulamaya dönük’ olarak devingenleşmiştir. Ahmet Mithat, Şemsettin Sami örneği yazar ve düşünürlerin yayınlarında bu değişimin izlerine rastlıyoruz. Uygulamada ise devlet etkinliği artar. Bilgiye yaklaşım biçimimiz, önemli çıkışlara karşın, toplumun ‘eleştirel bakış’ yetisi kazanarak özgürleşmesine olanak hazırlayacak çizgide gelişmedi.’Kütüphane kültürü’ olarak algıladığımız şey de, ana öğeleriyle, aynı düzlemde kaldı. Toplumumuz, bir ‘kütüphane geleneği’ yaratmakla birlikte ‘kütüphane kültürü’ geliştirememiştir. Sahiplendiğimiz ‘kütüphane geleneği’, büyük ölçüde, ‘saklayarakkoruma’ güdüsünden esinlenir. Oysa ‘kütüphane kültürü’nden, toplumda hem ‘kullanıcı’ hem ‘kütüphaneci’ kitle bağlamında ‘yaygın bilgi tüketim-üretimine dönük’ bir anlayış ve davranış biçimi oluşmuşsa, söz edilebilir.

Anahtar Sözcükler


Öğrenme-İslam Ortaçağı; Kütüphane Kavramı-Türkiye; Kütüphane Kültürü-Türkiye; Kütüphane Tarihi-İslam; Kütüphane Tarihi-Türkiye; Kütüphane Geleneği-Türkiye; Okuma-İslam Ortaçağı; Okuma Alışkanlığı; Osmanlılar

Tam Metin:

PDF