İmge Kavramının Sorunsalı Üzerine. Flaubert ve Kafka-"Bovarizm" ve "Kafkaesklik"

Angelika ARMAN

Öz


Alman Edebiyat Bilimindeki "Bild", "Bildlichkeit", "bildliche Sprache" kavramlarının karşılığı olarak kullanılan "imge", "imgesellik", "imgesel dil" kavramları, anlam çerçevesi orijinal terminolojisinde de berrak sınırlarla belirli kavramlar değildir. Mecazî I metafor ik boyutu ile düşünüldüğü geleneksel anlayışta (ki bu anlayış kavram ile resmi/imgeyi, içerik ile biçimi a priori ayıran belli bir dilsel anlayıştan yola çıkar), dilsel imge ikinci/asıl kavramsal bir arkaplanın aracısı niteliğindedir. "Yazarın ne demek istediği" sorusunu soran bu anlayış, poetik niteliğin ancak belli bir boyutunda geçerli olabilir: Bilişsel düzlemde çözümlenmeye çalışılan ama çözümleme sonuçlarının tartışırlığıyla başlı başına söylem oluşturmuş belli yazarların, örneğin Kafka'nın, "kendine has dilsel imgesellikleri" yüzünden yeni bir edebiyatın, "modern" sanat anlayışının öncüleri arasında görülmesi ise, beklenir bir sınıflandırmadır. İmgelerinin okur üzerindeki etkisini rasyonel düzlemde alımlanabilir hale getirebilmek için, yeni, soyut bir kavramın ("kafkaesk") oluşturulmasına gereksinim duyulan bu yazar ile, eserleriyle dikkati çekecek kadar içli dışlı olduğu Flaubert arasında ("Bovarizm"), belki de benzer bir dilsel anlayışın, geleneksel metaforik boyutun ötesinde bir ortaklığın bağı kurulabilir. Flaubert'in öncüsü sayıldığı Gerçekçi Roman ile, Kafka'ya atfedilen "kendi içinde hermetik gerçekçilik", ilk bakışta kollektifle sübjektif olan kadar zıtlık gösterse de, bu genelleyen adlandırmaların ötesinde benzer çıkış noktaları bulunabilir. Bu çalışmada, her iki yazarın "imgesel" teknikleri, dilsel ressamlıkları, metin örnekleriyle desteklenerek karşılaştırılmış ve alımlama estetiğinin ve biçimciliğin tezleri doğrultusunda yorumlanmıştır.

Anahtar Sözcükler


Alman Edebiyatı; İmge Kavramı Sorunu; Flaubert; Kafka; Bovarizm; Kafkaesklik

Tam Metin:

PDF