Descartes, Kant, Bergson ve Husserl'de Sezgi

Ülker ÖKTEM

Öz


“Sezgi” teriminin yaygın tanımı “birdenbire, doğrudan doğruya kavrayış” dır. Çıkarım öncesi doğruluğu kanıtlanmamış fikrin, bu anlamda “bir sezgi” nin tanımı “bir önsezi” olarak yapılabilir. Bu durumda, bir önermenin anlık hakikati olarak tanımlanacak olan sezgi “doğrudan doğruya, anlık” “öncesinde herhangi bir çıkarımda bulunulmayan” demektir. Böyle bir ifade, felsefi bakımdan önemlidir, çünkü filozoflar, insanın bilgiye sahip olup, doğruluğu kanıtlanmış bilginin önsezi ile denenmesi düşüncesini kafaları karıştıran bir durum olarak tanımlarlar. Sezgi, bir kavramın, doğrudan doğruya, anlık bilgisi olarak kabul edilir. Bu bağlamda “doğrudan doğruya, anlık bilgi”, kabaca “ bir kavramın tanımını yapmak için yetkinlik gerektirmeyen bilgi” demektir. Sezgi, varlık hakkında çıkarımsal bilgi değildir .Descartes’dan Husserl’e kadar sezgi, felsefede, özellikle Modern Çağ’da, felsefenin özel bir alanı olarak görülen epistemolojide en önemli problemlerden biri olmuştur. Descartes’a göre, sezgi, zihinseldir; zihnin bir eylemidir. Sezgi ve usavurma, iki önemli zihinsel eylemdir. Hiçbir bilim yoktur ki, zihinsel sezgi ve usavurmayı dışarıda bıraksın. Bunlar bilginin en kesin yollarıdır; akıl bunlardan başka girişimleri asla benimsemez. Bu nedenle, Cogito (Düşünüyorum öyleyse varım) gibi ilk ilkelere sadece sezgi ile ulaşılabilir; ulaşılması uzak sonuçlar ise, tam tersine, sadece çıkarım aracılığıyla elde edilebilir. Kant’a göre de sezgi çok önemlidir. Zaman ve Mekan, tecrübenin şartları olarak, nesnelerde bulunmaz, sezginin yapısını oluşturur. Biz, saf a priori sezgiye, yani zaman ve mekana sahibiz. Zaman ve mekan, saf formlardır; maddeyi onlarla duyumlarız. Bergson’a göre, sezgi ya da “saf algı” içgüdünün uzantısıdır ve bilinç kazanmış, nesnesi üzerinde düşünebilmiş ve üzerinde düşündüğü nesneyi sınırsız genişletebilmiştir. Sezgi, bölünmeye uğramayan bilinç akışı olup, “kendini verme”, “düşüncelere dalma” yetisidir; saf oluşun ve gerçek sürenin kavranmasıdır. Bergson sürenin kavramlar aracılığıyla ele geçirilemeyeceğini öne sürer çünkü kavramlar kusursuz bir biçimde tasarımlanmış ve dondurulmuşlardır. Husserl’e göre sezgi önemli bir eylemdir; bir yöntemdir. Bu yöntemle fenomenin özü elde edilir.

Anahtar Sözcükler


Sezgi; Zihinsel Sezgi; Saf Algı; Mekan ve Zaman; Kendinde Bilinç

Tam Metin:

PDF