Türk Halk Edebiyatında Al ve Al-Kadını Üzerine Araştırmalar

Orhan ACIPAYAMLI

Öz


Türk psiko-sosyal hayatı, lohusa ve bebeği ile ilgili olarak çoğunlukla AL ismiyle anılan bir folklor ürünü yaratmış tır. AL, bütün Türk topluluklarının ortak malıdır. Akdeniz’den Çin Denizi’ne, Kuzey Denizi’nden Hint Okyanusu’na kadar uzanan bölge içinde nerede Türk varsa, orada AL ile ilişikli bir ize rastlamak mümkündür. AL'ın iki türlü kimliği vardır: 1) Ruh olan AL 2) Hastalık olan AL. Ruh olan AL'ın değişik isimleri vardır: AL, Albastı, Alkarısı, Alanası, Alkızı, Almış, Albız, Albış, Abası, Albası gibi. Bu isimlerin hepsinde AL kelimesi ortaktır. Bu korkunç canavarın esas düşmanı lohusa ile bebeğidir. Canavar, bunların ciğerlerine düşkündür. Fırsat bulduğu zaman, lohusa veya bebeğinin ciğerini söküp alan AL, elindeki ciğeri derhal suya batırır ve lohusa veya bebeği ölür. AL her yerde yaşayamaz. Genel olarak ahır, samanlık, viranelik, ıssız yer, nehir kenarı ve su kaynaklarında barınır. Bu sebeple, bu gibi yerlere gidenler, albasmaması için çok dikkat ederler. AL sonsuz bir kudrete sahip değildir. AL'ı gören bir kimse, ona iğne veya çuvaldız batırır veya AL'ın üstüne zift dökerse, bu korkunç yaratığı iradesi altına alır. AL'ı yakalayana ALGI denir. ALCI’nın soyundan gelenler AL OCAĞI’nı oluştururlar. AL'a uğrayan kimseye ALBASAN, meydana gelen hastalığa da ALBASMASI denir. AL sözü ile bazen lohusalarla bebeklerinde görülen hastalık anlatılmak istenir. Bu hastalığa başka isimler de verilmektedir: Gelincik, Karıştı, Havale, Alacama, Cin Uğrağı, Ağırlık çökme, Albasu, Albastı, Albasması gibi. Burada, AL ile aynı kökten gelmeyen isimlerin türediğini görmekteyiz. Halk psikolojisi, bir canavar yaratmakla yetinmemiş, aynı zamanda, bu korkunç kudreti etkisiz kılacak yöntemleri de bulmuştur.

Anahtar Sözcükler


Halkbilim; Folklor; Türk Halk Edebiyatı; Etimoloji; Al; Albastı; Al-Karısı