Bir Mantık Tanımı Münasebetiyle

Nusret HIZIR

Öz


Soyut bilim ya da düşünüş sistemleri, daima, somut'tan yüzyıllar süren bir ayrılma süreci sonucunda meydana gelmiştir. Bunun en canlı örneği, ilk büyük formel sistem olan Aristo mantığıdır. Aristo'cu mantık, Aristo'nun doğru diye kabul ettiği ontolojik gerçeğin bir "resmi”dir. Bu "resim” formel tarafta tam değildir, hatta bu mantığın temeli, mantık değil, ontoloji temelleridir. Çünkü, bir şey aynı zamanda var ve yok olamaz; ya da "bir şey, kendisidir” gibi" mantık prensipleri, gerçekte şeylerin en genel niteliklerini ifade eden genel önermelerdir. Bilimler, antropomorf unsurlarından yavaş yavaş kurtularak, bugünkü hallerini, yani “karşılıklı ilişkiler bütünü” olma karakterlerini kazanmışlardır. Bunda mantık, bir istisna oluşturur, daha doğrusu bilimlerde gördüğümüz gelişmenin benzeri gelişme, mantıkta ancak bugünlerde başlamıştır. Bunun sebeplerinden biri, Aristo mantığının, Galilei-Newton biliminden beri bilimin soyut iskeleti olmaktan çıkmış ve bilimin dışında özlerden haber veren bir düşünüş sistemi olarak kalmış olmasıdır. Böylece mantık, temeline, mantık prensibi, yani soyut prensip olmayan şeyleri koyduğundan, mantığın kendisinin ne olduğu hakkında fikirlerde karışıklık, bu günlere kadar sürüp gitmiştir. Çalışmada, soyut ve somut düşünce sistemlerinin birbirinden ayrılma süreçlerinde ve birbirleriyle olan ilişkilerinde Aristo mantığı ve Ferdinand Gonseth'in mantığa yaklaşımı karşılaştırarak, karşıt savunmalar açıklamış; bilim ve mantığın kendi çevreleri içerisinde soyut ve somut'u algılayış biçimleri irdelenmiştir.

Anahtar Sözcükler


Mantık; Aristo Mantığı; Ferdinand Gonseth Mantığı; Antropomorf; Klasik Fizik; Algı Türleri

Tam Metin:

PDF