Anti-Kahramanın Soykütüğü

Murat KADİROĞLU

Öz


Edebi bir terim olarak “anti-kahraman” ya da “karşı-kahraman”, on dokuzuncu yüzyılda Dostoyevski ile edebiyata girmiştir ve kullanımı yirminci yüzyılın ikinci yarısında doruğa ulaşmıştır. Ancak, anti-kahraman başkişiler veya karakterler erken Yunan tiyatrosundan beri sahnede görülmekte ve öyküleri yirminci yüzyıl edebiyat eserlerinde çokça anlatılmaktadır. “Kahraman” olgusu “anti-kahramana” temel oluşturur. Her yüzyılda, zamanına özgü kahramanlar bulunurken, aynı zamanda, sayıca kahramanlar kadar çok olmasa da anti-kahramanlar da varlıklarını sürdürür. Kişilikleri, ahlaki kuralları ve değer yargıları bakımından aralarındaki fark ilk temsillerinde oldukça belirgindir. Fakat günümüze geldikçe bu fark belirsizleşir. Çağdaş edebiyatta anti-kahramanlar savaşlar gibi tarihsel, politik ve sosyolojik durumların sonucu olarak kahramanlardan sayıca üstün olmaya başlamış, edebi eserler kahramanlık ve cesaretten çok başarısızlık, eylemsizlik, belirsizlik ve çaresizlik temalarını içermeye başlamıştır. Bu çalışma, İkinci Dünya Savaşının çağdaş anti-kahraman olgusunun gelişiminde can alıcı bir etkisinin olduğunu tartışır. Savaşın sonucu olarak, destan ve epik şiirlerde cesaretin, maceranın, değişimin ve eylemin simgesi olan “kahraman”, özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında/sonrasında yazılan gerçekçi, absürt ve varoluşçu eserlerdeki yenilgilerin ve ümitsizliğin “antikahramanına” dönüşmüştür.

Anahtar Sözcükler


Anti-kahraman; Kahraman; Kahramanlık; Başkişi; Romantik Kahraman; İkinci Dünya Savaşı; Savaş Sonrası